Marka Hakkına Tecavüz Davaları / Marka Hakkı İhlali

Marka Hakkına Tecavüz Davaları / Marka Hakkı İhlali

1. Marka Kavramı Ve Marka Hakkı

Marka, bir teşebbüsün/işletmenin mal veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin/işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan, kişi adı, şekil, renk, harf, sayı, ses ve mal veya ambalajlarının biçimi gibi her türlü işaretlerdir. Markanın en önemli işlevi bir işletmenin mal veya hizmetlerinin, başka bir işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamasıdır. Böylece marka sayesinde bir mal veya hizmetin kime ait olduğu anlaşılır ve bilinirliği artar. Markanın bilinirliği arttıkça da ticari değeri artar.

Marka hakkı sahipleri, markalarının bilinirliğini arttırmak için çoğu zaman önemli yatırımlar ve tanıtım faaliyetleri yapmaktadır. Günümüzde internet kullanımının artmasıyla birlikte marka için tanıtım faaliyetleri internet sitelerinden ve sosyal medya üzerinden yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Bununla birlikte markanın bu bilinirliğinden faydalanmak isteyen kötü niyetli kişiler de daha fazla ortaya çıkmaktadır. Bu kişiler marka hakkı sahibinin izni olmaksızın markayı taklit ederek veya markayı kendi ürünlerinde kullanarak haksız kazanç elde edebilmektedir. Bu noktada marka hakkı sahibi, yasaların kendisine münhasır olarak sağladığı hukuksal korunma yollarına başvurarak, markasının kötü niyetli kişilerce kullanılmasını engelleyebilir.

Bu yazımızda tescilli markanın, marka hakkı sahibine sağladığı hukuki korumlar ve başvuru yolları genel hatlarıyla izah edilecektir. Eğer marka tescilli değil ise, marka sahibi, marka hakkına tecavüz nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan haksız rekabet hükümlerine dayanarak talep ve dava yoluna gidebilir.

2. Marka Hakkı Hangi Mevzuatta Düzenlenmektedir?

Marka hakkı ve sağladığı hukuki korumalar daha önce 556 sayılı Marka Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmekteyken, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10.01.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle marka hakkı ve sağladığı hukuki korumlar bu tarihten itibaren Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunmaya başlanmıştır.

3. Markanın Tescili İçin Hangi Kuruma Başvuru Yapmak Gerekir?

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte marka başvurularının yapıldığı Türk Patent Endüstrisi kurumunun adı da Türk Marka Ve Patent Kurumu olarak değiştirilmiştir. Marka hakkı sahipleri markalarını tescil etmek için artık Türk Marka Ve Patent Kurumu’na başvuracaklardır. Esasen markaların tescili zorunlu değildir. Ancak tescil, marka üzerindeki hakların ispatını kolaylaştırarak, marka hakkının ihlalini engelleyen önemli bir araçtır.

4. Marka Hakkının Tescili Ne Kadar Süreyle Geçerli Kalır?

Marka hakkı tescil edilerek, marka hakkı sahibine başvuru tarihinden itibaren 10 yıllık bir koruma süresi sağlar. Bu 10 yıllık koruma süresi dolduğunda, marka hakkı sahibi dilerse sürenin bitiminden itibaren 6 ay içerisinde Türk Marka Ve Patent Kurumu’na başvurarak tescilin süresini 10 yıl daha uzatabilir. Marka hakkı sahibi koruma süresi dolduktan sonra 6 ay içerisinde uzatma talebinde bulunmazsa marka hükümsüz kalır.

5. Hangi Haller Marka Hakkına Tecavüz Sayılır?

Tescilli bir markayı kullanma hakkı münhasıran marka hakkı sahibine aittir. Marka hakkı sahibinin izni olmaksızın markanın haksız ve hukuka aykırı olarak kullanılması ise marka hakkına tecavüz olarak kabul edilir. Marka hakkına tecavüz oluşturan en yoğun kullanımlar, markanın, marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin yapılarak taklit edilmesi, markanın kendi ürünlerinde kullanılması ve markanın ticaret unvanı olarak kullanılması oluşturmaktadır. Hangi hallerin marka hakkına tecavüz sayılacağı 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 29-  (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a. Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak,

Kanunun 7. maddesinde sayılan haller şunlardır:

– Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması,

– Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması,

– Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması,

 b. Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,

c. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak,

d. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

6. Marka Hakkına Tecavüz Halinde Hangi Davalar Açılabilir?

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde belirtilen durumlardan birinin varlığı halinde marka hakkında tecavüz olgusu gerçekleşir. Marka hakkı sahibi de bu tecavüz fiilini gerçekleştiren kişi veya kişilere karşı bir takım hukuki koruma yollarına başvurarak bu tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını veya kaldırılmasını, tazminata mahkûm edilmesini veya cezalandırılmasını talep edebilir. Marka hakkına tecavüz fiillerini gerçekleştiren kişi veya kişilerin hem hukuki hem de cezai sorumluluğu bulunmaktadır.

a. Marka Hakkına Tecavüz Halinde Açılabilecek Hukuk Davaları Nelerdir?

Marka hakkına tecavüz halinde marka hakkı sahibinin başvurabileceği hukuki koruma davaları 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149, 150 ve 151. maddelerinde düzenlenmiştir.

I. Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması Ve Kaldırılması Davaları

Marka hakkına tecavüz fiilleri çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu nedenle fiilin durumuna göre açılabilecek davalar da değişiklik göstermektedir.

Marka hakkı sahibi, markasına karşı yapılmış bir fiilin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu düşünüyorsa öncelikle Tecavüzün Tespiti Davası açarak durumun varlığını ortaya koymalıdır. Tecavüzün tespiti sonrasında ise duruma göre maddi ve manevi tazminat talepli dava açabilir.

Eğer marka hakkına bir tecavüz yoksa ve ancak bu tecavüzün gerçekleşmesi kuvvetle muhtemelse, marka hakkı sahibi olası bir tecavüzün önüne geçmek için Muhtemel Tecavüzü Önleme Davasını açmalıdır.

Şayet marka hakkına bir tecavüz gerçekleşmiş ve bu tecavüz devam ediyorsa bu defa marka hakkı sahibi Tecavüzün Durdurulması Davası açarak marka hakkına yapılan tecavüzün durdurulmasını sağlayabilir.

Devam eden tecavüz halen durdurulamamış ve ortadan kaldırılamamışsa Tecavüzün Kaldırılması Davası ile bu tecavüz tamamen ortadan kaldırılabilir.

II. Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları

Marka hakkına tecavüz halinde, marka hakkı sahibi uğradığı zararların tazmini için anılan fiili gerçekleştiren kişi veya kişilere karşı Maddi Tazminat Davası açabilir. Açacağı tazminat davasında uğradığı zararı(fiili zarar) ve yoksun kalınan kazancı talep edebilir. Yoksun kalınan kazancın tazmini talebinde, zararın neye göre hesaplanması gerektiği hususunda kanunda marka hakkı sahibine seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre marka hakkı sahibi yoksun kaldığı kazancın aşağıdaki yöntemlerden birinin kullanılarak hesaplanmasını ve tazminini talep edebilir:

– Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir,

– Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç,

– Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

Marka hakkına tecavüzün markanın tanınmışlık düzeyine, ticari hayattaki durumuna, piyasalardaki güvenirliğine zarar vermesi halinde fiilin büyüklüğüne göre değişen oranlarda Manevi Tazminat Davası da açılabilir.

Yine markanın toplum nezdindeki itibarına zarar verilmiş olması halinde burada oluşacak zarar nedeniyle İtibar Tazminatı Davası da açılabilir.

Marka hakkı sahibi bunlar dışında tecavüze konu ürün veya mallara el konulmasını, ürünlerin satışının durdurulmasını, üretiminin, ithalinin durdurulmasını, bu malların imha edilmesini veya bu mallar üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını mahkemeden talep edebilir.

b. Marka Hakkına Tecavüz Halinde Açılabilecek Ceza Davaları Nelerdir?

Marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştiren kişi veya kişilerin hukuki sorumluluğu bulunduğu gibi aynı zamanda cezai sorumluluğu da bulunmaktadır. Marka hakkı sahibi, tecavüz fiilini gerçekleştirenler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak ayrıca bu kişilerin cezalandırılmasını da talep edebilir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde marka hakkına tecavüz fiilleri için 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve aynı zamanda adli para cezasının uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Madde 30- (1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

(6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

7. Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Açılacak Davalarda Zamanaşımı Süresi

Marka hakkına tecavüz nedeniyle açılacak hukuk davaları için 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda özel bir süre düzenlemesi bulunmamaktadır. Kanunun 157. maddesinde sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır denilmektedir.

Marka hakkına tecavüz aynı zamanda bir haksız fiil olduğundan Türk Borçlar Kanunu’ndaki haksız fiil zamanaşımı süresi açılacak hukuk davalarında uygulanacaktır. Buna göre marka hakkı sahibi, marka hakkına tecavüz hallerini ve bu halleri gerçekleştiren kişi veya kişileri öğrenmesinden itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıl içinde anılan davaları açabilecektir.

Ancak marka tecavüzü fiili aynı zamanda kanunda suç olarak tanımlanmış ve ceza kanunlarında bu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüşse açılacak davalarda bu süreler dikkate alınacaktır. Kanunda belirtilen bu süreler içerisinde dava açılmaması halinde dava zamanaşımı süreleri dolacaktır.

8. Marka Hakkına Tecavüz Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Marka hakkına tecavüz nedeniyle tescilli marka hakkı sahibi tarafından açılacak davalarda görevli mahkeme 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 156. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre marka hakkına tecavüz nedeniyle açılacak hukuk davlarında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Eğer o yerde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi yok ise görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Açılacak davalarda yetkili yer mahkemesi ise davacının (marka hakkı sahibinin) yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

 

Av. Tolgay Mingan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir